Sorun Bildir
×

Sorun Bildir

(sadece moderasyon tarafından görünecektir)





Lütfen video açılmıyorsa öncelikle Alternatif butonuna tıklayarak diğer player seçeneklerinde çalışan bir alternatif olup olmadığını kontrol ediniz..

Bildirdiğiniz sorun 48 saat içerisinde ekibimiz tarafından giderilecektir. Artan trafik sebebiyle maalesef sorun giderildiğinde artık sizleri haberdar edemiyoruz.

Son Yorumlar

    Tüm Yorumlar

  1. Ercanow Kayıtlı Üye

    11.11.2017 19:01 see you another life

    0 0
  2. RidvanRaxell Kayıtlı Üye

    Finali anlamayanlar için: TEORİLER:(alıntıdır)
    1-
    adada olan hiçbirşey hayali ve rüya ürünü değildi. herşey gerçekti. adada zamana yolculuk yaptılar mücadele ettiler kimi öldü kimi kurtuldu. özetle sezon başından beri gördükleriniz ne bir rüya ne bir hayal hepsi gerçek ve yaşanmış olaylar.
    finalde herşey christian tarafından jack’e şu cümleyle anlatılıyor.
    christian – burasını birbirinizi bulabilmek için kendiniz tasarladınız. hayatının en güzel günleri bu insanlarla yaşadığın dönemdi. işte bu yüzden hepinizi buradasınız. kimse yalnız kalamaz jack. senin onlara ihtiyacın olduğu gibi, onların da sana ihtiyacı vardı.
    jack – ne için?
    christian – hatırlamak ve vazgeçmek için.
    jack – kate gidiyoruz demişti.
    christian – gitmek mi ? hayır. devam ediyoruz.
    jack – peki nereye?
    christian – haydi gidip birlikte öğrenelim.
    yani özetle 6. sezona kadar olan herşey gerçek. 6. sezonda ortaya çıkan paralel evreni ise ortaklaşa kendileri tasarlamışlar. yani bir bakıma ortak zihnin ürünü bir evren. yani şöyle diyelim.
    beden ölür ama ruh bakidir. ruh anılarıyla günahlarıyla sevaplarıyla ahirete göçer. işte karakterlerin ruhları ahirette birbirlerini bulmak ve anılarını tazelemek amacıyla ortak bir dünya yarattılar. kendilerini gerçek dünyada olmaktansa hani hepimiz bazen deriz keşke şöyle doğsaydım ya da ikinci kez doğsam şöyle doğmak isterim gibi. işte burada da sawyer bir polis olarak kendini tasarlamış. miles da öyle, faraday ise müzisyen, charlie ise en başından olması gerektiği gibiymiş vs. işte kayıp ruhlar birbirlerini bulabilmek için bir ortak evren yarattılar. tek bir ruh desmond ise onların birbirlerini bulmasına yardımcı oldu ve hepbirlikte finalde buluşup cennete gittiler.
    aslında diziye adını veren lost kayıp ruhları ifade ediyor gibi.aslında diziye adını veren lost kayıp ruhları ifade ediyor gibi. esasında dizi tüm dinlerde ortak olan ahiret,ruh ve ölüm sonrasına vurgu yapıyor. nitekim kilisede görünen vitraydaki dini sembollerin anlamı da bu olabilir. nitekim tek camda tüm dinleri ifade eden semboller mevcut.

    2-
    jack dahil tüm karakterlerin izlediğimiz tüm flashback’leri gerçek dünya hayatlarıdır. hepsi daha önce flashback’lerde gördüğümüz gibi farklı farklı sebeplerden oceanic 815 uçağına bindiler. ama sawyer hırsız, jack bekar bir adam, locke böbreklerini babasına kaptırmış bi looser olarak uçağa bindi. yani 6. sezondan itibaren öğrenmeye basladığımız hikayeleri gerçek dünya hayatları değil, paralel evren hiç değil (bu önemli). bunun ne olduğuna daha sonra değineceğim.

    yaşadıgımız gerçek dünya’nın bir parçası olan ama belli kurallar çerçevesinde ulaşılabilen bi adamız var. bu adanın kurallarını adanın jacob’ı diyebileceğimiz kişi belirliyor. bu adanın iki önemli misyonu var. birincisi tüm insanların yaşam enerjisi adanın içinde (daha once cok yerinde bi sekilde) ab-ı hayat diye belirtilen yerde muhafaza ediliyor.( avatar gibi ) doğal olarak da ada yuzyıllardır buradan haberdar bi azınlığın da ilgi odağı. ikinci misyonu ise gerçek dünyadaki hayatlarında iyi bi insan olamayan bazı kişilere ikinci bi şans verilen ortam olması.ama kesinlikle araf falan değil. yani tüm fizik kuralları lostie’lerin ölmesini gerektirirken, onlar boyle bi ucak kazasindan kurtularak gerçek dünya hayatlarına adada devam etme hakkını kazandılar. ikinci şanstan kastettiğim bu.

    şimdi gelelim asıl kafa karıştıran kısma. altıncı sezondan başlayarak izlediğimiz sahneler neyin nesi? bunlar dizide gördüğümüz karakterlerin ölmeden hemen önce gerçekle hayali birbirine karıştırarak gördükleri yanılsamalar. yani aslında jack’in hiç oğlu olmadı, sawyer hiçbir zaman polis değildi, faraday hiç müziğe ilgi duymadı vs. sadece böyle bi hayatları olduğu yanılsamasını yaşadılar ve bu yanılsamanın içinde biri (desmond) gelip onları mefta oldukları konusunda ayıltana kadar gerçekliği yaşadıklarını zannettiler. ( bu açıdan malum “i see dead people” repliğinin geçtiği filmimiz ile benzerliği var). herkes desmond gelip onları uyardığı anda gerçek hayatını ve o hayatın nasıl sona erdiğini hatırladi.

    şimdi şöyle bi soru da sorabilirsiniz : ama bu adamlar ayrı ayrı yerlerde ayrı ayrı akıbetlerle öldüler, peki o zaman nasıl hep bir anda kilisede toplanıp aynı anda ahiret hayatına geçiş yaptılar?
    bunun aciklamasi çok net bi şekilde cristian shephard da gizli. (finaldeki jack-cristian sahnesi dizinin gelmiş geçmiş en önemli anıydı. herşeyin cevabı aslında ordaydı bi nevi. bu sahneye yine döneceğim.) lostie’lerin hepsine kurtulması imkansız bi kazadan kurtarılarak adada ikinci bi şans verildi. bunun neticesinde bazıları adada ilk haftalarda öldü (shannon, boone gibi), bazıları adadan kurtuldu bi daha geldi öyle öldü. (dizinin kapanışını gözlerini kapayarak yapan jack, ve yıllar hatta yüzyıllar sonra ölecek olan hugo gibi), bazıları da adadan kurtulup gerçek dünyada gözlerini yumdu (adadan son anda kaçan hint uçağındaki kate, sawyer gibi ). ama cristian shephard’ın dediği gibi herkes ölüm anındaki o birkaç nanosaniyelik zaman diliminde aynı yanılsamayı yaşadı. 815 sayılı uçuşun olduğu güne geri dönüyorlar, uçaktan sapasağlam iniyorlar ve tamamen yanılsamalardan ibaret bi hayatı yaşıyorlar, ta ki desmond onları ayıltana kadar. bu yanılsamalar gerçek değil, hepsinin ölmeden önce zihninde canlanan hayaller. o yüzden zaman kavramı yok. herkes ölürken bunu yaşıyor (yeni ada koruyucusu hurley bile bunu yaşıyor) ve “şimdi” kavramının olmadığı bu hayal evreninde kendisi için verilen ilahi karar ile yüzlesiyor. yani iyi bir insan olarak ölmüşse cennete, kötüyse cehenneme (dizi aslinda cehennem betimlemesinden özellikle kaçınıyor, daha çok cennete giremeyeceklerin kaldıkları yer demeyi tercih ediyor) gidiyor. bu nedenle de zaten son kilise sahnesinde michael, ana lucia, mr.eko gibi karakterleri göremiyoruz. yani diziye göre onlar adada kendilerine verilen 2. şansı değerlendiremiyor, cennete gitmeyi hakedemiyorlar. ayrica ben’i de kilisenin dışında beklerken görüyoruz. ben kendisi cennet’e gitmeyi haketmediğini düsünüyor. belki de girmeye çalışsa da giremeyecek, orasını bilemiyorum.

    tekrar christian shephard sahnesine geri dönelim. dediğim gibi bu 2 dakikalık sahne lost’un bence en önemli sahnesiydi. özellikle seçilmiş bi ayrıntı ayrıca önemliydi. arka plandaki vitraya tüm dinleri temsil eden semboller işlenmişti. kilisede böyle vitray olması absürttü ama verilen mesajla uyumluydu. öyle ya da böyle hepimiz ölürüz ve arkada gördüğünüz dinlerin de dediği gibi bu hayat testinde yaptığımız herşeyin karşılığı olarak ahiret hayatımız belirlenir. hangi dine inanırsanız inanın bu iş böyledir mesaji verdiler. kendilerince evrensel, kucaklayici olmaya çalıştılar.

    tabi hala aklımızı kurcalayan yüzlerce soru var. örneğin, jacob gerçekten adada ikinci şans verilenleri kendi mi seçiyor, yoksa onlar ilahi bir güç tarafından zaten seçilmiş de jacob sadece gidip onlarla hayatlarının belli bi noktasında kontakt mı kuruyor? blacksmoke yada heykel gibi. bunları bilemiyoruz.

    3-
    şöyle diyelim jacob iyiliği saflığı temsil ederken, samuel denilen siyahlı adam olan kardeşi kötülüğü, hilebazlığı ve yalanı temsil ediyordu. nitekim daha kaynağı görer görmez annesine peki kim koruyacak sorusunu ilk soran da o oldu. anneleri de onlara bir oyun verdi. sonrasında bir deniz kıyısında ona bizzat söyledi.
    -jacob sana benzemiyor, senin gibi yalancı değil.
    işte bu andan itibaren koruyucunun kim olacağı sorusu ortaya çıktı. sonrasını biliyoruz zaten..
    çok sonrasında jacob adayı bir test aracı kullandı. seçtiği insanları adaya çekti. onları fenerdeki kulesinden izledi. bazen onlara yardımcılarını yolladı ki bunların başında richard geliyor.
    richard kara duman tarafından taranıyor. kara duman daha sonra ona sevgilisi orlünde görünerek bıçağı verdi. richard’ı jacob’a karşı kışkırtacağını sanan samuel , o elinde beyaz bir taşla geri dönünce richard’ı jacob’a kaptırdığının farkına vardı. bunun richard açısından ödülü de ölümsüzlük oldu. sonrasında jacob onu adayları test etmesi için kullandı.
    ilk sezonları hatırlayalım locke daha çocukken richard onu ziyaret etmiş ve bazı şeyler göstermiş ve birini seçmesini istemişti. locke ise bıçağı seçince testi geçemedi. richard da toparlanıp çıkmıştı. bıçağı seçmek jacob’un iyilikseverliği ile örtüşmüyordu.
    dogen’i de jacob’un yardımcısı. adanın ikinci adamı olarak düşünebiliriz. siyahlı adam ikisini de dolaylı yoldan alt edince adanın kontrolünü kısmen ele geçirdi taa ki yeni koruyucu ortaya çıkana kadar. tabii bundan öncesinde de bazılarının kılığına girerek hem bizim hem karakterlerin aklını karıştırdı. hatta adayları öğrenince onları öldürmeye hatta birbirlerine karşı savaştırmaya kalktı. nitekim koruyucunun ortaya çıktığı belli olunca da tümden adayı yoketmeyi planlayarak jack’i ve desmond’u oyuna getirdi.
    peki jack nasıl bu oyuna geldi derseniz… sönen ışığın kara duman’ı öldüreceğini düşündü. bir bakıma düşündüğü gibi de oldu.
    siyahlı adama dönelim tekrar. şimdi onun kılığa girme yeteneği olduğunu biliyoruz. en başından jacob tarafından adaya hapsedilmiş ve kurtulmak istiyor. bunun içinde jacob’u öldürmesi gerek. ancak birbirlerine zarar vermeleri üvey anne tarafından yasak. bu nedenle de jacob tarafından adaya getirilen insanları kandırıp ona karşı kışkırtma eğiliminde. keza bunu ilk richard ile denedi.
    richard’a karısı şeklinde görünmesi dışında aynı zamanda adanın cehennem olduğunu ve adanın şeytanını öldürürse karısını tekrar göreceği konusunda bir beyanda bulundu. fakat artık biliyoruz ki bu onun hile ve yalanlarından birisiydi.
    her neyse richard jacob’u öldürmeye gider sonrasında jacob ona hançeri, nereden bulduğunu sorar. richard ona cehennem olduğunu ve karısını tekrar görmek için onu öldürmesi gerektiğini söyler.jacob da onu suya sokarak gerçeği gösterir.
    şimdi aralarında geçen konuşmaya bakalım.
    richard – sen şeytan mısın?
    jacob – hayır, ben jacob, senin gemini buraya getiren adamım.
    richard – buraya mı? neden?
    o esnada jacop ucunda mantar tıpası olan dolu şarap şişesini gösterir. yine konuşmaya geri dönelim.
    jacob – bu şarabı bahsettiğin cehennem olarak farz et. ya da şeytani bir şey, karanlık. kötülük. işte burada şişede dönüp duruyor ve dışarı çıkamıyor. çünkü dışarı çıkarsa yayılır. tıpa da işte burada, karanlığı içeride tutuyor. beni öldürmek için seni gönderen adam tüm insanların bozuk olduğu inancında, insanların günahkar olduğunu düşünüyor. işte insanları buraya ona öyle olmadığını kanıtlamak için getiriyorum. buraya geldiklerinde artık geçmişte yaşadıklarının bir önemi yok.
    richard – benden öncede mi gelenler oldu?
    jacob – evet bir sürü.
    richard – ne oldu onlara?
    jacob – hepsi öldü.
    richard – onları buraya getirdiysen onlara yardım etmen de gerekmez miydi?
    jacob – kendi başlarının çaresine kendileri baksın istedim. benim yardımım olmadan doğruyu yanlışı ayırabilsinler. ben onlara motive edersem o zaman ne anlamı kalır ki? iş ister misin? ben onlara karışamayım benim yerime sen karış.
    işte bu noktadan hareketle jacob’un adayı bir test aracı olarak kullandığı sonucu çıkıyor. zira o insanların içlerindeki iyiliğin varolduğuna inanıyor. temsilci olarak da richard’ı tayin ediyor. richard elinde beyaz taşla siyahlı adama dönünce de, siyahlı adam onun jacob’un tarafına geçtiğini anlıyor.
    eloise hawking’in durumu aklımı kurcalıyor desmond ile yaptığı konuşmada oğlumu da ***ürecek misin? diye sorması özellikle. diyelim ki eloise öldü ve ortak yanılsama içerisinde. peki ya ölmediyse… işte bu noktada da fringe deki olaylar öne çıkıyor. görüyoruz ki bir kişi birden fazla evrende var olmuş durumda. adada patlattıkları bomba biliyoruz ki bir hidrojen bombası ve adada büyük bir enerji kaynağı bu denli iki büyük enerjinin çarpışması boyutlararası bir çakışma da meydana getirmiş olabilir. pekala bu da mümkün.

    ilk karşılaştıkları sahnede geçen konuşma
    eloise – artık bırakmanı istiyorum.
    desmond – neyi?
    eloise – anlaşılan senin olaylara algılaman konusunda birisinin etkisi olmuş. bu ciddi bir sorun. bir bakıma görmezlikten gelme diyelim. her ne yapıyor ve arıyorsan buna son vermelisin.
    desmond – neyi aradığımı biliyor musunuz bayan widmore?
    eloise – neden birşeyler aradığın konusunda bir fikrim yok. mükemmel bir hayatın var. ancak elde ettiğin ve kocamın verdiği şeylere rağmen çok daha fazlasını istiyorsun.
    desmond – neler istediğimi nereden bilirsiniz?
    eloise- çünkü biliyorum.
    desmond- o listeyi görmeliyim. ya da neden görmemem gerekiyor?
    eloise – göremezsin, çünkü daha hazır değilsin.
    sonuçta yine herşey hala tartışılmakta olan quantum mekaniği teorisine dayalı oluyor. hala kuantum beyin tartışmaları ve araştırmaları ölüm ve ölümden sonrası zihinsel süreç üzerinde devam ediyor. bir bakıma lost da buna yönelik olarak kendi tezlerini öne sürüyor

    adadaki kutup ayıları
    şimdi biliyoruzki kutup ayıları tropikal iklime sahip bir adada başı boş dolaşıyorlar. peki bunda gizem ne derseniz bence bu dharma yaptığı deneylere ve çalışmalara dayanıyor.
    soğuk iklimde yaşayan canlıları sıcak iklime uydurma çalışması olabilir. bunun için de kutup ayılarını kullanıp onların genetik özelliklerini değiştirerek sıcak iklime ayak uydurmalarını sağlamış olabilirler.
    nitekim bu nedenden dolayı da kutup ayılarını görüyoruz.
    peki bundaki amaç ne? amaç ışınlamayla ilgili. biliyoruz ki ben çarklı çevirdi ve kuzey afrika’ya ışınlandı. işte büyük olasılıkla dharma bunun farkındaydı ve tek ışınlama noktası bir nedenden ötürü kuzey afrikaydı. bu nedenle de bir deney sonucu bir ayıyı ışınladılar ve kutup ayısı iskeletini kuzey afrika’da görmüş olduk.
    hatırlarsanız video görüntüsünde tavşan odaya konuluyor sonrasında da bakıyoruz ki tavşan ortalıktan yok olmuş oluyordu.
    sayılar sökzonusu olduğunda mayıs 2006 yılında başlayan ve eylül 2006 da sonra eren alternatif gerçeklik oyunu lost experıence e dikkat çekmek gerekiyor. nitekim bu oyun senaristler tarafından geliştirildi ve kabul gördü.
    bu sayılar valenzetti denklemine dayanıyor. bu denklem enzo valetti adında bir matematik profesörünce geliştirildi. bu denklemi soğuk savaş döneminde küba füze krizi döneminde ortaya çıkacak büyük bir küresel nükleer savaşın eşiğinde, dünyanın sonunu hesaplamak amacıyla geliştirdi. sonrasında bu sayılar valenzettiye ilgi duyan dharma bilimadamı dr. marvin candle tarafından elektromanyetik çekirdiği kontrol altında tutmak ve enerjinin sürekliliğini amacıyla geliştirdiği bir geri sayım sistemine bağlı bilgisayar kodları olarak uyarladı. çekirdiğin sürekliliği ancak 108 dakika sağlanabiliyor. 108 dakika sonra gerekli kodlar girildiğinde ise sistem yeniden şarj olarak enerji tekrar devam eder hale geliyor. kodlar girilmediğinde ise finalde olan durum ortaya çıkıyor. tabii bu geçmişe gittiğimizde gördüğümüz dharma’nın yolaçtığı kazayla ilişkili olabilir. zaten finalde gördüğümüz gibi çekirdeği kontrol altında tutan bir tıpa taş varken dharma çekirdeği kazı yoluyla ulaşmaya çalıştı ve kaza meydana geldi sonrasında da çekirdiğe ve yayılan enerjiyi kontrol altında tutmak amacıyla böyle bir sistem geliştirdiler. işte kazazedelerimiz de bu kazanın olmasını gerçekleştirmek amacıyla hidrojen bombasını patlatmayı denediler.
    tabii bu sayıları jacob ile nasıl eşleştirebiliriz derseniz orası biraz kafa karıştırıcı. nitekim bu sayıların 4 yıl önceki açıklaması son sezonda ise gördük ki aynı zamanda aday sayıları. ancak jacob’un bir müdahelesi sözkonusu olmuş olabilir.

    4-bir şekilde hepsi öldükten sonra ortak bir yanılsama ortak bir zihinsel dünya geliştirmişler. kendilerini olmak istedikleri şekilde betimlemişler. sawyer kanun adamı oldu, locke ise bir öğretmen ben de öyle, jack bir aile babası, vs. sonrasında da onları uyandıran dsmond oldu cennete girmeye hazır olanları topladı ve christian onlara cennetin kapılarını açtı. ben ise cennete girmeye layık olmadığını düşünerek kalmayı tercih etti.
    jack adada ölmeden önce görevi hurley’e devretti. ben de onun yardımcısı oldu. bir şekilde onlar da ölmüş ve onlarda paralel evren dediğimiz ortak yanılsama içerisinde kendilerine yer edinmiş.

    5-jack’in gözüyle başladı dizi jack’in gözüyle son buldu. lapidus, sawyer, miles, claire ve kate adadan kurtulmayı başarırken, jack, hurley, desmond ve ben adada kalmayı ve adayı kurtarmayı tercih etti. jacob bize insanların özünde iyi olduğunu göstermeye çalıştı, kara duman ise insanın doğasında kötülük olduğunu. jack jacob’ın yerine geçti ve adayı kurtardı, desmond dostlarına yol gösterdi, sayid kendini feda etti. hurley esas adam olurken, ben ise ikinci adam olmaya razı oldu.
    “see you in another life brother”
    6. sezon boyunca uçağın düşmemiş olduğunu sandığımız senaryo mu? orası işte “araf”ın ta kendisiymiş. zaman ve yer kavramı olmayan “araf”ta birbirlerini beklemişler birbirlerinden habersiz. kate jack’siz bir hayat sürmüş, sawyer juliet’siz bir hayat. ama eninde sonunda hepsi ölünce “araf”ta buluştular ve beraber adada yaşadıklarını hatırladılar. hatırlamak içinse birbirlerine ihtiyaçları vardı sadece. hayatları boyunca kötülük de yapmış olsalar kendilerine verilen ikinci şansı değerlendirenler ve iyi olarak ölenler, hepsi cennete doğru yolculuğa çıktılar. tabi ben gibi kendisini cennete layık görmeyip kiliseye girmeyenler olduğu gibi michael gibi ruhu adada kalanlar da oldu. dizinin ilk sezonlarında “ölen herkes bir gün tekrar hayat bulacak” diyen senaristler sözlerini tuttular. shannon, boone, libby, charlie ve daha bir çok özlediğimiz ama dizinin başında kaybettiğimiz karakter, hepsi son bölümde bizimleydi. desmond’ın deyişiyle hepsi bir başka hayatta buluştular. herkesin mutlu olduğu, sevdiğine kavuştuğu masal gibi bir sonla veda etti lost bizlere.

    7-(bkz: j.j. abrahams)’a göre:

    finalde kilisede buluşan tüm ekip ölü müydü?
    jj abrams : kafa karıştırıcı bir finalbölümü olduğunu kabul ediyorum, ki bu bilinçli bir tercihti. yine de, final bölümünü bir kaç kez izleyenlerin anahtarı anladıklarından eminim. forumlara göz attığımızda gördük ki, bulmacayı çözenler, kafası karışanlardan daha fazla.
    dharma istasyonunu patlattıklarında, quantum fiziğine ilişkin prosedürü başlatmış oldular. diğer bir deyişle adada, bulundukları zaman boyutunu sonlandırdılar. böylelikle “uçak düşmeseydi, nasılbir hayatları olurdu” başlıklı paralel evrendeki hayatları ilerlemeye başladı.
    einstein kuramlarını az çok okuyan herkes bilir ki, teori maddenin her iki evrende de varlığını sürdürebildiği üzerine inşa edilmiştir. bu yüzden, aynı ekip adadaki varlığını sürdürdü. fakat anımsanacağı üzere, farklı bir tarihe geçtiler. çünkü bulundukları zaman dilimini dharma istasyonunun merkezinin imhasıyla durdurdular.
    “herkes ölü müydü” sorusunun yanıtı da burada aslında. hem evet, hem de hayır!
    aslında hiç de karmaşık değil. paralel evrende, yani “uçak düşmeseydi hayatları nasıl olurdu” yu anlatan dilimdeki karakterlerle, adadaki karakterlerin bulundukları evren birleşti. biraraya geldikleri kilise, işte bu iki evreni biraraya getiren kozmik bir platformdan başka bir şey değildi.
    jack’in babasının, “…buradan nereye gideceğiz” sorusuna verdiği yanıtı anımsayalım ; “hiç bir yere gitmeyeceğiz. ilerlemeye devam edeceğiz” demişti. bazı forumlarda gördükki, ekip öldü ve cennete gittiler diyenler var. bu nasıl mümkün olabilir. her biri, kaza olmayan evrende yaşamlarını gayet normal sürdürmekteler. fakat paralel evrende,adada yaşananları anımayarak biraraya geldiler. hem adada, hem de diğer hayatta ölenler zaten orada yoklardı.
    dikkat edin! kilisede, adada var olan bir çok önemli karakter yoktu!
    özetle, iki evren birleşti, ve onca badirenin ardından hayatlarına devam edenler birleştiler.
    ben’ in kiliseye girmek istemeyişinin de yanıtı burada gizliydi zaten.

    8-
    aslında ilk zamanlarda adaylık filan yok. o rahatsız kadın sıradan insanları ışıktan uzak tutuyor sadece. ne zaman ki jacob kardeşini o kuyuda öldürüp black smoke’a dönüşmesini sağlıyor işte o zaman başlıyor adaylık işi… ışık korunmaya o zaman ihtiyaç duyuyor. jacob da başlıyor adaya adam toplamaya…
    * ilk getirilenler black rock ekibi…black smoke tarafından çatır çatır öldürülüyor çoğu. geriye kalıyor ricardo. onu kullanarak jacob’ı öldürmeye çalışıyor mıb… bu henüz ilk denemesi ve büyük bir dezavantaja dönüşüyor. jacob richard’ı ikna ederek yardımcısı olmasını sağlıyor. böylece adaya getirdiği insanları mıb’e karşı uyarabiliyor.
    * black rock’tan kalmış olan bir avuç insan bizim others olarak bildiklerimizi oluşuturuyor. (hatırlarsanız hepsi ingiliz aksanıyla konuşuyordu). richard onlara göz kulak olsun diye jacob tarafından görevlendiriliyor.
    * abd askerleri adayı bulur. ışığın korunması gerektiğini hatırlıyor jacob ve others’ı askerlerin üzerine salıyor. askerlerden others’a katılanlar oluyor. (bazılarının taşıdığı ordu çakıları vs…)
    * dharma adaya gelir…others ile aralarında savaş çıkıyor. sebebi ise; gelişmiş teknolojileriyle ışığın kaynağını bulmaya en yakın olanlar olmaları. hatta buluyorlar da… swan istasyonunu kuruyorlar üstüne(veya yanına). (istasyonun önünden akan küçük suyu hatırlarsınız…)
    * richard, jacob; benjamin ise richard tarafından ikna edilerek dharma adadan siliniyor. others çadırda yaşamak yerine dharma’nın yaptığı barakalarda yaşamayı tercih ediyor. bir süre sonra aile hayatı vs şeyler nedeniyle adaya olan görevlerini 2. plana atıyorlar. bu sıralarda da “bir şekilde” çocuk doğurup aile kurmaları engelleniyor. fakat bu others’ı yıldırmıyor jacob’a karşı cephe alıyorlar neredeyse. adaya doğum uzmanı getirerek sorunu düzeltmeye uğraşıyorlar…(hikayenin en kilit kısmı zaten burası)
    * oceanic tayfası adaya gelir…jacob, others’a olan inancını yitirdiğinde aklına daha parlak bir fikir geliyor ve geçmişini unutmak isteyen bir avuç yürekli insanı adaya getiriyor. bazılarına da ‘süper güçler’ bahşediyor. (ölülerle konuşma, geleceği görme…) hatta birisi var ki jacob’ın kim olduğunu bilmezken bile adadan emirler alıp uyguluyor…
    * jacob artık others’a yardım etmediği için bu yeni grubu ortadan kaldırabilecek bir planları olmuyor. bizimkiler adada anormal işler döndüğü farkettilerinde ise çoktan adayı terk etmiş oluyorlar. adayı terk edenler ise ne ilginçtir ki en çok ayrılmak isteyenler.
    * bir süre sonra aslında hayatlarında dönecek hiçbir şeyleri olmadığını farkedip adaya geri dönmeye çalışıyorlar. yalnız bir kişi hariç… o da kate! sebebi anne olması. jacob tarafından adı çiziliyor güzelin…
    * konuya dönersek; adaya dönen ekip 77’ye giderek dharma’nın sonunu hazırlıyor. böylece jack de inanmaya başlıyor… ama bomba patladıktan sonra günümüzde hiçbir şeyin değişmediği farkettiğinde asıl yapması gerekenin bu olmadığını da anlıyor. bizimkiler jacob’ın son kalesi olan temple’a sığınıyorlar… black smoke orayı dağıtıyor…bizimkiler adayı terk etmeye çalışıyorlar… black smoke buna da izin vermiyor.
    * jacob yüzünü gösteriyor. onları neden adaya getirdiğini, ne yapmaları gerektiğini bir bir anlatıyor… jack, denilenleri yapıyor. kendisini feda ediyor. yüzyıllar sonra black smoke yok oluyor… böylece adanın kaderi de tamamlanmış oluyor…

    —- gelelim karakterlerimize —-
    * boone, shannon, libby, ana-lucia, eko, charlie, charlotte, daniel, juliet, sayid, sun, jin ve jack… bu adamlar adada öldüler… locke ve michael ise ada dışında öldü…
    * hurley, benjamin, rose ve bernard adada; kate, desmond, sawyer, claire, richard, miles ve lapidus ise adadan kurtularak ömürleri yettiğince yaşadılar…
    * eninde sonunda christian shephard’ın da dediği gibi “bazıları jack’ten önce, bazıları ise çok uzun zaman sonra ölüyor” ve flashsideways’te buluşuyorlar. hepsi normalde hayatlarında yaşamayı dilediği gibi yaşıyor… sonunda ise birbirleriyle hasret gideriyorlar… böylece karakterlerimizin kaderi de tamamlanmış oluyor…

    – – – – destıny found – – – –
    * ada bu insanlara jacop tarafından verilmiş bir şans..yoksa o uçaktan kimsenin kurtulmasına imkan yoktu..jacop hem onları yaşattı, hem ikinci bir imtihan dünyasına girmelerine vesile oldu(ilkini çoğu kaybetmişti), hem de hata yapmış tek koruyucu olarak (kara duman) hatasını telafi etmenin yolunu aradı..
    * bir kısmı hemen öldü, bir kısmı sonra öldü, bir kısmı jackle öldü, bir kısmı (kate, sawyer, lapidus. vs. vs. aijira uçağıyla gidenler) yıllar sonra öldü, hurley ve ben de muhtemel yüzyıllar sonra öldü, yerlerine ada koruyucusu olacak yeni birilerini bulduktan sonra..
    * fakat flash sidelar da şimdi olayı ve zaman olayı olmadığ için en son hurley ve ben de katılınca desmond birşeyler hatırlamaya başladı..yani hurley ve ben yüzyıllar sonra öldü diye flash sidedakiler de o kadar beklemediler çünkü orda zaman kavramı yoktu..ayrıca flash sidelar eğer ada olmasaydı (sezonun başında batmış gösteriyorlardı) hayatlarının nasıl olacağına dair olabilecekleri görme adına bir şanstı onlar için.. beden ölür ama ruh bakidir. ruh anılarıyla günahlarıyla sevaplarıyla ahirete göçer. işte karakterlerin ruhları ahirette birbirlerini bulmak ve anılarını tazelemek amacıyla ortak bir dünya yarattılar. kendilerini gerçek dünyada olmaktansa hani hepimiz bazen deriz keşke şöyle doğsaydım ya da ikinci kez doğsam şöyle doğmak isterim gibi. işte burada da sawyer bir polis olarak kendini tasarlamış. miles da öyle, faraday ise müzisyen, charlie ise en başından olması gerektiği gibiymiş vs. işte kayıp ruhlar birbirlerini bulabilmek için bir ortak evren yarattılar. tek bir ruh desmond ise onların birbirlerini bulmasına yardımcı oldu ve hepbirlikte finalde buluşup sonsuzluğa gittiler. aslında diziye adını veren lost kayıp ruhları ifade ediyor gibi. esasında dizi tüm dinlerde ortak olan ahiret,ruh ve ölüm sonrasına vurgu yapıyor. nitekim kilisede görünen vitraydaki dini sembollerin anlamı da bu olabilir. nitekim tek camda tüm dinleri ifade eden semboller mevcut.
    * özel elaman desmond herkesi toparladı (ruhları), sevenleri buluşturdu ve ışığa (sonsuzluğa, sonsuz güzelliğe) götürdü..kötüler ise (mr. eko, ana lucia, micheal) nereye gitti bilmiyorum, muhtemel adada kalmaya ve seslerini ancak belli zamanlarda fısıltı olarak duyurmaya mahkum oldular..belki zamanın sonunda affedilecekler..bir sürü insanı öldürmüş olan fakat sonrdan iyi olan ve yüzlerce yıl adaya hizmet eden ben gibiler ise ancak binanın girişine kadar gelebildiler fakat içeriye giremediler, ancak adaya da hapsolmadılar..ya da benjamin aslında doğrusunu yaptı..yaptıklarının, işlediği günahların farkına vardı. nitekim dharma halkını katletti. bu yüzden ruhunun cennete girmeye layık olmadığı kanaatini getirerek içeri girmeyi red etti.muhtemel flash sidelarda hafızalarını tekrar kaybedip o hayali dünyayı tekrar tekrar yaşayacaklar.. mesela hurley ana lucia’nın gelip gelmeyeceğini sorduğunda desmond’dan o hazır değil yanıtını alır. işte buradan hareketle de ana lucia’nın cennete layık olmadığı sonucu çıkıyor.
    * flash side’ın gerçek olmadığının bir kanıtıda john’un senin oğlun yokki demesi jack’e, çok önemli operasyon geçiren john’un hemen ayağa kalkması, karnından vurulan sun’ın çocuğunu kaybetmemesi vs. vs.
    * aslında kilisedeki o son buluşma o kadar duygu yüklüydü ki…
    biz olayları jack’in gözünden takip ettik 6 sezon boyunca… bizim için kilisedeki olaylar jack’in gözlerini kapatmasıyla başladı. fakat kate’i düşününce jack’e (“seni o kadar özledim ki…” deyişi mesela) veya sawyer’ın juliet ile kavuşması… hugo’nun, adada ona uzun yıllar yardım ettiği için ben’e teşekkürü…

    muhtemel açıklamalar seyirciye bırakılmış, ne gibi…
    * zaten heykel şudur, ada budur, ada koruyucusu şöyledir, adanın kalbindeki ışığın mahiyeti budur deselerdi, hadi canım, öyle açıklama mı olur, bu ne saçmalık derdi herkes..yani esas itibariyle bu konularda yapacakları her açıklama fanteziye, fantastikliğe kaçacaktı, öyle ki bilim kurguyu bile aşacaktı ve yine kimse tatmin olmayacaktı..
    * senaristler de ne demiş, biz karakter odaklı bir dizi çektik ve karakter odaklı bitirdik..yani esas itibariyle ordaki karakterlerin yaşamlarını, iç dünyalarını anlattık, adanın kendisini değil..
    * diğer açıklanmayan şeyleri izleyiciye bırakılmış..adanın kendisi insanlara gösterilmemiş bir nevi kutsal mekandır..içindeki ışık kaynaktır. bu kaynaktan herkesde bir parça vardır ki ruhların fani bedenlerinin belli bir süre hayatta kalmasını sağlar..bedenler öldüğünde bedenlerdeki ayrı kalmış ışıklar tekrar kayanağına döner..
    * jacop kimdir, kendisinden önce gelen koruyuculardan bu görevi devralmış ve kendisinden sonra birine devredecek olan biridir.(hava bükücüdeki avatarlar gibi). adayı ve ışık kaynağını korumakla görevlidir çünkü bir sebepten dolayı ada tamamen görünmez değil, belli yollarla ulaşılabilir haldedir.bu ışık kaynağı görevini yapabilsin diye koruyuculara özel güçler vermektedir.
    * adada ölenler kötüyse ceza olarak oraya sıkışıp kalmaktadır. ışık kaynağına direk düşen bir ruh muhtemel kara duman gibi olacaktır, sudan geçemeyen ve insanlığı kalmamış, adaya hapsolmuş..ama ışık bazı kişileri etkilemeyecektir..
    * adadaki heykel ve tapınakları muhtemel jacopun emriyle ondan sonra gelen insanlar yapmıştır…heykel mısır mediyetinden birilerinin geldiğine, tapınaktaki mısır hiyerogrilifleri, budizm sembolleri ve diğer semboller farklı inanışlardan insanların sürekli adaya geldiğine ve her seferinde tapınakğa kendilerinden birşeyler kattığını göstermekte..
    * tapınaktaki şifalı su muhtemel ışık yüzünden bu güce sahip..tapınağın başındaki japon, bir anlaşmayla jacop tarafından getirilmiş, amaç tapınağı yönetsin, ordaki insanlar başıboş kalmasın..

    vs. vs.. yani boşlukta kalan yerleri sen doldurabilirsin..

    ada zaman makinasının ta kendisiydi
    ada daki ışık, yıllar önce einstein nın bile bulamadığı, parçacık teorinde birşeyleri ışınlamak için kullanılması gereken enerjiydi… adada neden zaman makinası deneyleri yapılıyordu çünkü profesörler adadaki enerjinin farkındalardı…
    peki neden adada giyecek don bulamayan ”diğerleri” normal hayatta dünyanın en zengin adamlarıydı çünkü hepsi zaman makinası olabilecek adayı çözmenin derdindelerdi, bunu yapabilirlerse ölümsüzlüğü bulmuş olacaklardı zengin amcalar…
    peki bu sonsuz enerji kullanabilen tek kişi kim, jacobtı tabiiki
    şimdi sorarım size adayı ve kendini istediği zamana ışınlayabilen jacob, m.ö 1000 yılında 30 yaşında iken m.s 2010 yılında kaç yaşında olur tabi ki yine 30 …

    gelelim ikinci paralel evren mantığına, hepimiz geleceğe dönüş filmini izledik deil mi, geçmişte yapılan küçük bi hareket bütün geleceği etkiler, tıpkı jacob ın sawyer a çocukken gelip kalemi vermesi gibi, ( bu konuyu bağlayacam ) faradayın çözdüğü adada patlatılan nükleer bombanın ikinci evrenlerini yaratacağı fikriydi, adanın havaya uçup hiç var olmadığı bir dünya, bombayı patlatma nedenleride buydu zaten hatırlarsanız ve işe yaradı… adanın ve jacob ın hiç var olmadığı yani hayatlarına hiç girmediği bir dünya yarattılar (tabi ada ilk hayatlarına uçakta girdiği için yarattıkları paralel dünyada oradan başladı tabii gerçek dünyayı silemeden, gerçek dünyada kaldığı yerden devam etti zaten bu yüzden iki dünyada gerçekti)
    sawyer ne demişti kıza hatırlıyormusnuz hayatımda bi dönüm nokatsına geldim ya kötü olacaktım yada polis, polis olmaya karar vedim … işte jacob hiç var olmasaydı ve ona kalemi hiç vermeseydi o mektup yazılmayacaktı ve asla sawyer olmayacaktı jack ameliyattan çıkıp gittiğinde ona o çikolatayı vermeseydi jack ameliyata geri dönmeyecekti ve julietle tanışıp evlenecekti çünkü hatırlarsanız o ameliyattan kurtardığı kadınla evleniyor
    en başta bahsettim konu locke neden kötürümdü, çünkü düştükten sonra jacob ona geldi yani locke zaten düşecekti, düşmesindeki sebep jacobın ona yarattığı kader deildi kendi kaderiydi… hepsinin hayatlarına tek tek bakın jacobın ve adanın hayatlarına girdiği yerleri ve olmasaydı ne olurduları bi düşünün…
    yani yarattıkları ikinci evren kendi istedikleri deil adanın ve jacob ın hiç var olmadığı hayatlarına hiç girmediği evrendi … ve tamamen gerçekti..
    final bölümünde jack desmond ı kuyuya indirdiğinde desmond bunların hepsi boşuna aslında sen çocuğunla çok mutlusun dediğin jack ne dedi, ” desmond inan bana bunların hepsi gerçek” çünkü jack adayı kurtarmazsa yarattıkları paralel evreninde adayla birlikte yok olacağını çok iyi biliyordu ve bu yüzden adayı kurtarıp, hurley e emanet edip uçağın arkasından bakıp gülerek öldü, çünkü hepsinin yanına artık huzurla gidebilirdi (tamamen gerçek olan hepsinin yanına )
    peki desmond ın gördüğü neydi, yanılsamalar mı hayır desmond ın gördüğü dejavu lardı… daha önce ki hayatına dair anılardı yani, ve hepsine gösterdiğide buydu, eski hayatlarının anıları … eski hayatlarını hatırlayanların buluştuğu yerde kliseydi işte yani anna lucia ve diğerlerinin olmamasının sebebi buydu işte, çünkü zırhlı araç sahnesinde anna lucia hiç birini hatırlamadı bu da örneği…
    yani anlayacağınız, hem herkesin bütün aşklarını ve dostluklarını hatırladığı, bu sefer hiçbir kayıp ve pişmanlık olmadan yaşayacakları mutlu bir dünya ve mutlu bir son… (alıntıdır)

    0 0
  3. Kadir zengi Misafir

    Diziye yaz tatilinde başladım 3 aya yaydım dizi gerçekten efsane ydi. Kötü dersem 6 sezona ayıp olur dizi zaten az gerçekciydi kötü diyen arkadaşlarım dikkat ! Eğer sonunu tam bağlanmamış lar diyorsanız yada iyi bitmedi diyosaniz arama motoruna“ lost kısa film” yazın anlamayanlar için çekilmiştir. Yani EFSANEDİR

    0 0
    • xzcz Misafir

      link atarmısın nerde bu kısa film

      0 0
  4. MazlumD21 Kayıtlı Üye

    BİR EFSANE DAHA BİTTİ 1.10.2017 MAZLUM D

    0 0
  5. MazlumD21 Kayıtlı Üye

    1.10.2017 MAZLUM…

    0 0
  6. MazlumD21 Kayıtlı Üye

    1.10.2017 Mazlum Dinar

    0 0
  7. Babayorgun Misafir

    Aga öyle bir bratha diyor ki sanırsın sevdiğim kız bana seni seviyorum demiş. Öyle bir duygu yani.
    See you in another life bratha

    0 0
  8. pineapple-x Kayıtlı Üye

    Hayatımın dizisidir LOST. Previously on Lost’u duyduğumda bende yarattığı mutluluğu yeter her şeyden önce. Dizinin çok büyük fanıyımdır finalini 2010’da izlemiş olsam da bugün Lost bende etkisini hala sürdürmektedir. Nice diziler izledim hiçbiri önüne geçemedi be Lost. Olumsuz yorum yapanların beğenmeyenlerin kesinlikle diziyi anlamadığını düşünüyorum. O yüzden anlamıyorsanız izlemeyin kaç bin tane dizi var gidin başka dizi izleyin boş yorum yapmanıza gerek yok.

    1 0
  9. Uskuut Kayıtlı Üye

    Ne ”Dizi muhteşem ve kusursuzdu.” diyenlere aldırıyorum ne de ”Boşa zaman kaybı, bu dizi çöp, sonu berbat.” diyenlere. Diziyi baştan sona izlemiş biri olarak diyebilirim ki kesinlikle büyük bir emeğin sonucu bu dizi. Herhangi bir sonuca bağlanmaması, mantıkla bazı şeyleri kavrayamamamız dizinin zaman kaybı olduğunu göstermiyor. Dizi hep bir sonraki anı merak ettirerek ilerliyor. Hep bir sonuca susuyor zihin. Ve asıl önemli olan da dizinin sonuna kadar bu susuzluğun gitmemesi. Karakterlerin aralarında geçen diyalogların kalitesi, diziye ayrı bir hava katan ciddi ve gizemli atmosfer izleyiciyi ele geçiriyor ve maalesef aradığımız o önemli şey o bilinmez yine esrarını koruyor. Sanırım bunda yöneticinin izleyiciyi ekrana kilitmek için savunduğu bu görüş etkili: ”Seyirciyi, kutunun içinde önemli bir şey olduğuna inandır”. Sonuç olarak dizi şimdiki zamanda akıcı ve güzel fakat; bütünüyle diziyi geride bıraktığımda mükemmellikten uzak. Belki de aramızdan hiç kimse gizemli bir adaya düşmedi. Ama çoğumuz da kendi dünyamızdan, gerçekliğimizden sıyrılıp böyle bir adaya düşme hayaline kapılmışızdır. Gerçek kaybolmuş bir hayali olmayandır ve ona hiçbir Jack yardım edemez…….

    1 0
  10. Hedonist Misafir

    Vay be Efsane dizinin sonuna geldik ha. Aslında söyleyecek çok şey fakat ilk 3 sezon ki heyacanı diğer Sezonlar veremedi , ilk 3 sezonda art arda 4 bölüm izlediğimi hatırlıyorum , bi bölüm daha izleyim bi bölüm daha izleyim derken sabahı buluyordum.Diğer sezonlar o heyecanı veremedi belki tadında bırakılıp en geç 4. sezonda bitirmeliydiler diziyi ama yine de EFSANE diziydi.
    SEE YOU ANOTHER LİFE BROTHA

    0 0